4/10/2008 - Peygamber Efendimizin Bilmeceleri ve Şakaları
PEYGAMBERİMİZİN BİLMECE VE ŞAKALARI Soru sormak, kişiyi muhakeme yapmaya, olaylar arasında neden-sonuç ilişkisi kurmaya ve araştırmaya yönlendirir. Diğer bir deyişle mantıksal düşünmeye zorlar. Hz. Muhammed´in öğretimde bu yönteme çok önem verdiğini görmekteyiz. Bilmece sorması Hz. Muhammed (s.a.v.) çevresindekilere şöyle bir soru sorar: Ağaçlardan bir ağaç vardır ki, bunun bereketi Müslüman´ın bereketi gibidir. Yaprakları düşmez, dökülüp yayılmaz. Rabbinin izniyle her mevsim meyve verir. Müslüman gibidir. Şimdi bana söyleyin bu ağaç nedir? Hz. Peygamber´in Müslümanların çok iyi tanıdıkları ve özelliklerini iyi bildikleri hurma ağacını Müslümanlara benzetmesi, karşılaştırma yapması insanları mantıksal düşünmeye ve muhakeme yapmaya zorlamaktadır. (Buhari) Karşılaştırma Yapması Hz. Muhammed (s.a.v.) bir gün ashabına sorar: Ne dersiniz, birisinin kapısının önünde bir ırmak bulunsa ve burada her gün beş kere yıkansa, üzerinde kir ve pislik kalır mı? Ashab: Kirden ve pislikten hiçbir şey kalmaz. Hz. Muhammed (s.a.v.): İşte suyun kiri temizlemesi gibi günde beş kez kılınan namaz da sizin günahlarınızı temizler.' Buraya kadar verdiğimiz tüm örneklerde Hz. Peygamber´in (s.a.v.) kitabi ifade kullanmaktan kaçındığını görmekteyiz. Mesela; Hz. Muhammed, namazın Allah´ın emri olduğunu mutlaka kılınması gerektiğini söylemek yerine muhatabının anlayacağı dilden konuşmuş onlara yaşadığı çevreden örnekler vermeyi tercih etmiştir. Bu yaklaşımı O´nun toplumda daha etkili olmasını sağlamıştır. (Kütüb-i Site) Zeka türleri *Sözel - Dilsel Zekâ *Mantıksal - Matematiksel Zekâ *Görsel - Mekânsal Zekâ *Bedensel - Kinestetik Zekâ *Müziksel - Ritmik *Kişisel - İçsel Zekâ *Kişiler arası - Sosyal Zekâ *Doğa - Varoluşcu Zekâ Soru - Cevap Yöntemi Mekke´deki ilk ve en sıkıntılı yıllardır. Kendisine iman edenler, henüz bir avuçtur. Bu bir avuçtan bir tanesi de İmran´dır ki, babası Hüseyin Mekke´nin en akıllı, en iyi konuşan insanlarından biri kabul edilir. Oğlunun da Müslüman olduğunu duyunca onu bu kötülükten geri çevirmek ve Hz. Muhammed´i, tartışıp mat ederek başlattığı bölücülüğü (!) bitirmek için O´nun yanına gider ve sorar. Hüseyin: Nedir bu duyduklarımız! Bizim tanrılarımızı reddediyormuşsun. Oysa senin baban, deden ve ataların herkesle beraber bu tanrılara inanıyordu. Ve onlar akıllı, şerefli insanlardı. Hz Muhammed: Şimdilik senin atalarını da, benim atalarımı da bir kenara bırak, der ve devam eder -Sen kaç tanrıya inanıyorsun?� -Sekiz. -Bunların kaçı yerde kaçı gökte? -Yedisi yerde biri gökte ( Allah). -Sana bir musibet gelirse kime dua edip, yardım dilersin? -Göktekine. -Malın helak olursa, kime dua edersin? -Göktekine. -Rızkı kimden istersin? -Göktekinden. -Hastalanınca şifayı kimden beklersin? -Göktekinden. -Yalnız o senin duanı kabul ettiği halde diğerlerini ne diye ona ortak ediyorsun? Hüseyin, şaşırmıştır. Şimdiye kadar böyle bir kimse ile hiç konuşmamıştım, der. Hz. Muhammed (s.a.v.) son hamleyi yapar: - Hüseyin, Müslüman ol ki kurtulasın. Hz. Peygamber, sorduğu sorular ile Allah´ın birliğini ve putların ne kadar gereksiz olduğunu yine kişinin kendi verdiği cevaplarla bulmasını sağlamıştır. O, karşısındakini soruları ile yönlendirmiş ve mantıksal bir çıkarım yapmasını sağlamıştır. (Kütüb-i Site) Sözel - Dilsel Zekâ Kelimelerle düşünme, ifade etme, kelimelerdeki anlamları ve düzeni kavrayabilme gücüne sahip olma, ayrıca mizah, hikâye anlatma, mecazi anlatım ve benzetme yaparak dili etkin bir şekilde kullanma becerisidir. Efendimiz (s.a.v.) ve sözel zekası *Hz. Peygamber (s.a.v.) çok düzgün, açık ve net konuşurdu. Hitabet yeteneği kuvvetliydi ve bu özelliği ile karşısındaki insanları etkileme gücüne sahipti. Kıssa anlatarak insanları uyarması Öğretilecek bir konuyu doğrudan anlatmak yerine kıssa ile örneklendirilerek anlatmak öğrencinin konuyu anlamasını kolaylaştırır. Sözel zekâya hitap eden bu yöntem Hz. Peygamber´in (s.a.v.) eğitim metodunda önemli bir yere sahiptir. Hz. Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurdu: 'Bir gün bir adam yolda yürürken şiddetle susamıştı, nihayet bir kuyu buldu oraya indi, su içip çıktı. O sırada bir köpek dilini çıkarıp soluyor ve susuzluktan nemli toprağı yalıyordu. Bunun üzerine o adam; 'Bu köpek tıpkı benim gibi susamış' dedi ve hemen kuyuya indi. (Su kabı olmadığından) ayakkabısına su doldurdu ve onu ağzı ile tutarak kuyudan çıktı. Köpeğe su içirdi. Bundan dolayı Allah ondan razı oldu ve onun günahlarını bağışladı. Sahabeler: Ya Resulullah; hayvanlarda da bizim için sevap var mı? diye sordular. Peygamberimiz: Her canlı yüzünden sevap vardır.' buyurdu. (Buhari) Şaka ile öğretmesi Hz Peygamber (s.a.v.), öğretmek istediği bir konuyu mizah yolu ile de anlatmıştır. Şaka yaparken bir taraftan düşündürmeyi ve ders vermeyi de ihmal etmemiştir. Bir gün yaşlı bir kadın Peygamberimize gelerek: 'Ya Resulullah! Cennete girmem için bana dua eder misiniz?' dedi. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz: 'Sen bilmiyor musun, ihtiyarlar cennete giremez.'deyince, kadın üzüntüsünden ağlamaklı hale geldi. Hz. Peygamber: (gülerek) 'üzülme, sen yaşlı olarak değil bir genç kız olarak cennete gireceksin' der. (Buhari) Benzetme yapması Hz. Muhammed (s.a.v.), anlattığı konunun önemini vurgulamak ve daha iyi anlaşılabilmesini sağlamak için dikkat çekici benzetmeler yapardı. Hz. Peygamber şöyle buyurdu: 'Herhangi birinizin tövbe etmesinden dolayı Allah Teâlâ´nın duyduğu hoşnutluk, ıssız çölde giderken üzerindeki yiyecek ve içeceğiyle birlikte devesini elinden kaçıran, arayıp taramaları sonuç vermeyince deveyi bulma ümidini büsbütün kaybederek bir ağacın gölgesine uzanıp yatan, derken yanına devesinin geldiğini görerek yularına yapışan ve aşırı derecede sevincinden ne söylediğini bilmeyerek: 'Allah´ım! Sen benim kulumsun; ben de Senin rabbinim, diyen kimsenin sevincinden çok daha fazladır.' (Buhari, Da´avat 4; Muslim 3, (2744); Tirmizi, Kıyamet 50, (2499, 2500) Kişisel - İçsel Zekâ İnsanın kendi duygularını, duygusal tepki derecesini, düşünme sürecini tanıma, kendini değerlendirebilme ve kendisiyle ilgili hedefler oluşturabilme becerisidir. Efendimiz (s.a.v.) ve Kişisel-İçsel Zekâ Müslümanlardan bir genç Hz. Peygamberin huzuruna çıktı ve 'Ey Allah´ın elçisi! Zina etmeme izin ver'. dedi. Sahabiler onu: Sus! Sus! Diye azarladılar. Hz. Muhammed o delikanlıya: - Şöyle gel diye yanına çağırdı. Delikanlı yanına gelip oturdu. Peygamberimiz onunla konuşmaya başladı: - Söyle bakalım. İstediğin şeyi başkalarının annenle yapmalarına razı olur musun? -Hayır olmam. - Zaten hiç kimse annesiyle zina edilmesine razı olmaz. Peki, kızınla zina edilmesin ister misin? - Hayır istemem. -Öyleyse hiç kimse kızıyla zina edilmesini istemez. Bir başkasının kız kardeşinle zina etmesini ister misin? - Hayır istemem. - Hiçbir kimse kız kardeşiyle zina edilmesini istemez. Peki, halanla zina edilmesi seni memnun eder mi? - Hayır, kesinlikle. - Halasıyla zina edilmesi hiç kimseyi memnun etmez. Peki, birinin teyzenle zina etmesine razı olur musun? - Hayır, buna da razı olmam. - Teyzesiyle zina edilmesine kimse razı olmaz. Bu konuşmadan sonra Resul-u Ekrem elini delikanlının omzuna koydu ve: - Allah´ım! Bunun günahını bağışla! Kalbini temizle! İffetini koru!� diye dua etti. O günden sonra bu delikanlı öyle şeylerle ilgilenmedi . Gence empatiyi öğretti Hz. Peygamber (s.a.v.), genç delikanlıya zinanın Kur´an´daki hükmünü anlatabilir ve onu korkutabilirdi. Ama Hz. Muhammed bunu yapmak yerine gencin duygularına seslenip, yapmak istediği şeyin yanlışlığını kişisel zekâyı kullanarak ona öğretmiştir. Öncelikle sorular sorarak gence muhakeme yaptırmış, daha sonra empati kurmayı öğreterek başkalarının duygularını da anlamasını sağlamıştır. Bedensel - Kinestetik Zekâ Haraketlerle jest ve mimiklerle kendini ifade etme, beyin ve vücut koordinasyonunu etkili bir biçimde kullanabilme becerisidir. Bu zekâya sahip insanlar söylenenden daha çok yapılanı anlarlar. Efendimiz (s.a.v.) ve Bedensel Zekâ Beden dili insanlık tarihi açısından en eski iletişim aracıdır. Beden dili bir anlamda duygu ve düşüncelerimizin yansımasıdır. Hz. Peygamber konuşmalarında beden dili olarak ellerini, jest ve mimikleri kullanmaya özen göstermiştir. Ayrıca öğreteceği bazı şeyleri de uygulayarak anlatmıştır. Hz. Peygamber: 'Mümin diğer bir mümin için birbirine kenetlenmiş duvar gibidir.' dedi.(Hz. Peygamber (s.a.v.) iki elinin parmaklarını birbirine geçirerek bu kenetlenmeyi gösterdi). Rasulullah (s.a.v.): 'Yetimi koruyan kimse ile ben cennette şu ikisi gibiyiz.' buyurdu ve aralarını biraz açarak işaret ve orta parmağını gösterdi. Kişiler arası - Sosyal Zekâ Grup içerisinde işbirlikçi çalışma, sözel ve sözsüz iletişim kurma, insanların duygu, düşünce ve davranışlarını anlama, paylaşma, ifade edebilme, yorumlama ve insanları ikna edebilme becerisidir. Efendimiz´in (s.a.v.) ve Sosyal Zekâ Hz. Muhammed´in (s.a.v.) en çok kullandığı zekâ çeşitlerinden birisi sosyal zekâdır. O, 'Hiçbiriniz kendisi için istediğini (mümin) kardeşi için istemedikçe (gerçek) iman etmiş olmaz.' Diyerek diğergam olmadıkça müminlerin gerçek anlamda iman etmiş olmayacaklarını belirtmiş diğer bir deyişle bencilliğin imana engel olduğunu söylemiştir. Böylece içinde bulunduğu topluma kardeşliği, bir arada yaşamayı ve paylaşmayı öğretmiştir. Hz. Peygamber bir hadislerinde şöyle buyurmuştur: 'Bütün müminler, birbirini sevmede, birbirine acımada ve birbirine şefkat göstermede bir vücut gibidir. Vücudun bir uzvu rahatsız olunca diğer uzuvları da ona ortak olur.' Hz. Muhammed ashabı ile bir yolculuktadır. Yemek için mola verilir. Arkadaşlarının her biri bir görev üstlenir. Hz. Muhammed: 'Ben de ateş için odun toplayayım der'. Arkadaşları engel olmak isterler. Ey Allah´ın Elçisi! Siz dinlenin biz o işi de görürüz. Hz. Muhammed bütün ciddiyeti ile cevaplar: Gerçekten bunu isteyerek yapacağınızı biliyorum. Ancak ben bir toplum içinde ayrıcalıklı olmaktan hoşlanmam. Bunu Allah da sevmez. Ve odunları toplamaya koyulur. (Kütüb-i Site) Doğacı Zekâ Doğadaki tüm canlıları tanıma, araştırma ve canlıların yaratılışları üzerine düşünme becerisidir. Efendimiz (s.a.v.) ve Doğacı Zekâ Hz. Muhammed (s.a.v.) doğa ile iç içe olan Arap toplumuna öğreteceği birçok bilgiyi yaşadıkları çevre ile örneklendirerek anlatmaktadır. Bu anlamda Hz. Muhammed´in doğacı zekâyı çok sık kullandığını görmekteyiz. Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu: 'Kur´an´ı okuyan ve gereğini olduğu gibi tatbik eden mümin, kokusu hoş, tadı güzel turunç meyvesi gibidir. Kur´an okumayan, fakat gereğini tatbik eden mümin, tadı olan ve fakat kokusu bulunmayan hurmaya benzer. Kur´an okuyan, fakat gereğini tatbik etmeyen münafık da, sadece kokusu hoş olan fesleğen gibidir. Kur´an okumayan münafık da, tadı acı ve kokusu çirkin Ebû Cehil karpuzuna benzer.' Buraya kadar verdiğimiz birçok örnekte Hz. Muhammed´in doğacı zekayı ne kadar çok kullanıldığını görmekteyiz. (Kütüb-i Site) Müziksel - Ritmik Zekâ Sesler ve ritimlerle düşünme, faklı sesleri tanıma ve yeni sesler, ritimler üretme becerisidir. Efendimiz (s.a.v.) ve Müziksel Zekâ Kur´an-ı Kerim edebî anlamda incelendiğinde de olağan üstü özellikler taşıdığı görülmektedir. Kur´an düz bir metin olmaktan uzak, içinde teşbihler, vecizeler, icazlar, istiareler, kıssaların bulunduğu bir kitaptır. Sözlerin birbiriyle uyumu, ahengi güzel sesle birleştirildiğinde ise insanları ruhen de etkilemektedir. Kur´an´daki harflerin, kelimelerin ve cümlelerin seslendirilmesi esnasında ortaya çıkan, kulağa ve ruha hoş gelen, diğer söz türlerinde hiç rastlanmayan bir musiki vardır. Kur´an üslubunun büyüleyiciliğini, onun hem şiirin hem nesrin meziyetlerini bir araya toplayan emsalsiz nazmı teşkil eder. Hz Muhammed: 'Kur´an´ı seslerinizle süsleyiniz.' Buyurarak. Kur´an-ı Kerim´in güzel sesle okunmasını tavsiye etmiştir. Bu da müziksel zekâ´ya sahip olan insanların Kur´an-ı Kerim´i daha iyi anlamalarına yol açacaktır. Hz. Peygamber yalnız Kur´an´ın değil insanları her gün beş kere namaza davet eden ezanın da güzel sesle okunmasını istemiş ve bu yüzden güzel sesli olan Bilal Habeşi´nin ezan okumasını istemiştir. Görsel ve Mekânsal Zekâ Resimler, imgeler, şekiller ve çizgilerle düşünme, harita, tablo ve diyagramları anlayabilme muhakeme etme becerisidir. Efendimiz (s.a.v.) ve Görsel Zekâ Öğretimde şekil, grafik, resim veya şemaların kullanılması öğrenilecek konunun hafızada kalıcı olmasını ve soyut kavramların daha iyi anlaşılmasını sağlar. Hz. Muhammed de öğreteceği bazı konuları şekil çizerek anlatmıştır. Şekilleri çizerek anlatması Hz. Peygamber (s.a.v.) bir gün yere çubukla, kare biçiminde bir şekil çizdi. Sonra, bunun ortasına bir hat çekti, onun dışında da bir hat çizdi. Sonra bu hattın ortasından itibaren bu ortadaki hattı işaret eden bir kısım küçük çizgiler attı. Resûlullah (s.a.v.) bu çizdiklerini şöyle açıkladı: 'Şu çizgi insandır. Şu onu saran kare çizgisi de eceldir. Şu dışarı uzanan çizgi de onun emelidir. (Bu emel çizgisini kesen) şu küçük çizgiler de musibetlerdir. Bir musibet oku yolunu şaşırarak insana değemese bile, diğer biri değer. Bu da değmezse ecel oku değer.' Bir gün Hz. Muhammed bir çizgi çizer, sonra bu Allah´ın yoludur der. Sonra bunun sağına ve soluna çizgiler çizer ve şu açıklamayı yapar: Bunlar çeşitli yollardır. Her biri üzerinde (kötülüğe) davet eden şeytan vardır. Arkasından da şu ayeti okudu: 'Şu emrettiğim yol benim dosdoğru yolumdur. Hep ona uyun. Başka yollara ve dinlere uyup gitmeyin ki sizi onun yolundan saptırıp parçalamasınlar.' (Kütüb-i Site)
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
6/9/2008 -
Teravih ramazan ayına mahsus bir gece namazıdır. Yatsı namazından sonra kılınır. Kadın erkek her müslüman için sünnet-i müekkede bir namazdır. Kılınmadığı takdirde kazası gerekmez. tek başına kılınabildiği gibi cemaatla kılınması kifai sünnettir. peygamberimiz cemaatla namaz kılmaya olan iştiyakına rağmen farz namazları dışında sadece teravih namazını cemaatla kılmışlardır. (1)
Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) bu namazın kılınmasını ümmetine tavsiye ve teşvik etmişlerdir: “Kim inanarak ve sevabını umarak Ramazan namazını kılarsa geçmiş günahlarından bir kısmı bağışlanır.” (2) buyurmuşlardır.
Buhari teravihin önemine binaen bu hadisi “nafile olan Ramazan Namazını kılmak imandandır” başlığı ile açtığı bir babda zikretmiştir.(3)
Toplumumuzda her kesimin ilgisini çeken bu çok sevimli ve ruhlara ferahlık veren neşeli ibadetimiz ülkemizde büyük bir huşu ve huzur içerisinde yerine getirilmekte toplumumuzda birlik beraberliği ve uzlaşıyı da beraberinde getirmektedir.
Teravih namazını ilk olarak Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) bir ramazan gecesi ashabı ile birlikte kılmışlardır. Ertesi gün duyulunca cemaat artmış yine teravih namazı beraber kılınmıştı. Üçüncü gece cemaat daha da çoğalmış yine Rasullüllah hanesinden çıkıp teravih namazını ashabıyle kılmışlar ancak dördüncü gece cemaat mescide sığmayacak derecede çoğalınca Peygamberimiz yalnız yatsı namazını kıldırarak hanesine çekilmiş teravih namazı için çıkmamış ve sabah namazına kadar bekleyen cemaata namazdan sonra “teravih için beklediğinizi biliyordum fakat üzerinize farz olur da edasından aciz kalırsınız diye korktum.” (4) buyurmuştur. O günden sonra herkes teravih namazını evinde veya mescidde kendi kendine kılmaya devam etmiştir. Hz.Ömer devlet başkanlığı sırasında teravih namazı kılmadaki dağınıklığı görmüş bunu önlemek için cemaati bir imam arkasında toplayıp tekrar cemaatla kılmanın daha hoş olacağını arkadaşlarına söylemiş ve ashabın ileri gelen hafızlarından U’bey İbn-i Kâ’bı imam tayin ederek teravih namazının cemaatla kılınmasını başlatmıştır. Hz.Ömer halkın dini bir vecd ile namaz kıldıklarını görünce “bu ne güzel bir adet oldu” diye sevincini belirtmiştir. Gerçi teravih namazı zamanı saadette vardı. Birkaç gece de olsa bizzat Rasulüllah’ın beraberinde cemaatla kılınmıştı. Dinde olmayan birşey dine sokulmamıştı. Bu bakımdan Hz.Ömer’in “şu ne güzel bir bid’at oldu” sözündeki bid’at ifadesi dinde olmayanı dine sokma anlamında değildir. Belki cemaatla kılınmasının yeniden ihdas edilmiş olması anlamındadır. Bunun da bir sakıncası yoktu. Çünkü Hz.Peygamber farz sayılacağı endişesiyle teravihin cemaatla kılınmasını bırakmıştı. Onun irtihalinden sonra artık böyle bir endişe de kalmamıştı. Teravihin tekrar cemaatla kılınması şariin maksadına aykırı değildi.
Nitekim bilahire Hz.Ali (r.a.) da bu namazı teşvik etmiş ve “Ömer mescidlerimizi teravihin feyziyle nurlandırdığı gibi Allah’da Ömer’in kabrini öyle nurlandırsın” diye memnuniyetini belirtmiştir.
Hz.Ömer zamanındaki cemaatla kılınan teravihin kaç rek’at olduğu hakkında iki rivayet vardır: Vekî’ın malik İbn Enes’den onun da yahya İbn Sa’d’dan rivayetine göre Hz.Ömer görevli birisine cemaatına yirmi rek’at kıldırmasını emretmişti.(5)
Hz.Aişe’den Hz.Peygamber’in ramazanda ve sair gecelerde, bir rivayette onbir, diğer rivayette onüç rek’attan fazla namaz kılmadığı hakkındaki sahih rivayete ilaveten Hz.Ömer’in de Muvatta’daki rivayete göre onbir rek’at kıldırması için U’bey İbn Kâ’b’a emir verdiği hakkındaki rivayetleri karşısında Beyhakî’nin Said İbn Yezid’den Hz.Ömer döneminde teravihi yirmi rek’at kıldıklarına dair rivayetini İmam Nevevî te’lif etmiş ve Hz.Ömer’in onbir rek’at emri, döneminde ilk kılınan teravih gecelerine aitti. Sonra teravih yirmi rek’at olarak yerleşmişti. Şimdiye kadar devamedegelen de budur. “(6) demiştir.
Teravih namazının asrı saadette ve ondan sonraki dönemde rek’atlarının adedi hususunda daha geniş malumat edinebilmek ve sağlıklı bir sonuca kavuşmak için Allame Bedreddin Aynî’nin Umdetü’l-kârî isimli eserindeki malumata kısaca bir göz atma ihtiyacını duymaktayız.
Bu İslâm aliminin verdiği bilgiye göre Resûuli Ekrem’in gece namazının gerek kemiyet ve gerek keyfiyeti hakkındaki haberleri Hz.Aişe ile İbn-i Abbas’tan başka daha birçok sahabiden gelmektedir. Bu husustaki rivayetlerin özeti şunlardır:
Tirmizi ‘nin Medine’lilerin uyguladıklarını söylediği teravih namazı vitirle birlikte kırkbir rek’attır.
İmam Mâlik’den meşhur olan otuzaltı rek’at teravih, üç de vitir’dir....
Tirmizi ekseri ilim ehline göre teravih yirmi rek’attır, zira Hz.Ömer, Hz.Ali (r.a.) ve daha başka sahabilerden rivayet edilen de budur. Bizim Hanefi ekolünün görüşleri ve sözleri de budur.......demiştir.
Saib İbn Yezid’den Ömer İbn-i Hattab’ın U’bey İbn-i Kâ’b ile temimi Dari’ye ramazan imamlığı verirken yirmi bir rek’at kıldırmalarını söylediği yüzer âyet okunarak kılınan bu namazdan cemaat dağılırken nerdeyse tan yeri ağaracağı rivayet edilmiştir.
İbn-i Abdilberr demiştir ki Haris İbn-i Abdirrahman İbn-i Ebî Zübab’ın Saib İbn-i Yezid’den rivayetine göre de teravih namazı Hz.Ömer zamanında yirmiüç rek’attı. Bunun üçü vitir namazıydı.
Hz.Ali’den gelen bu husustaki rivayete gelince Vekî’in, Hasan İbn-i Salih kanalıyla Ebu’l Hasna’dan, gelen rivayetine göre de Hz.Ali görevli bir adama teravih namazını yirmi rek’at kıldırması için emir vermişti.....
A’meş, Abdullah İbn-i Mes’ud’un da ramazan ayında yirmi rek’at teravih üç de vitir kıldığını söylemiştir.
Bedreddin Ayni Tabiinden bu görüşte olanların isimlerini de verdikten sonra diyor ki İbn-i Abdilberr de demiştir ki cumhur-i Ulema’nın kavli de budur. Kufe uleması, İmam-ı Şafii’yi ve birçok fukaha da bu görüştedirler. Sahabe’den bu hususta bir ihtilaf da sözkonusu olmamıştır. U’bey İbn-i Kâ’b’dan sahih nakledilen de budur.
Allame Aynî teravih namazının rek’atlarıyle ilgili başka rivayetlere de şöyle temas etmektedir:
Ebu Mucliz’den gelen rivayete göre bu zat cemaata onaltı rek’at kıldırır her gece kur’an’ın yedide birini okurdu.....
Teravihin onüç rek’at olduğunu Saib İbn-i Yezid söylemiştir ve demiştir ki: Biz Hz.Ömer zamanında onüç rek’at kılardık. Ama yeminle söyliyeyim ki mescidden ancak sahaba karşı çıkabilirdik. Her rak’atında elli-altmış âyet okunurdu. İbn-i İshak diyor ki, bu hususta duyduklarımın en sağlamı ve uygunu budur.
Bedreddin Aynî bu onüç rek’at Hz.Ömer’in döneminde işleme koyduğu ilk gecelere ait teravih namazıydı. Sonra bunu yirmi üç’e çevirmişti, diyor. (7)
Bu hususta İbn-i Ebî Şeybe’nin el-kitab-ül Musannefinde: Hz.Ömer yirmi rek’at teravih kılınmasını emrettiği tasrih edilmiş, Abdülaziz bin Refîin U’bey bin Kâ’b’ın ramazanda Medinede yirmi rek’at teravih, üç rek’at da vitir kıldırdığını söylemiştir.(8)
Saib bin Yezid diyor ki biz Hz.Ömer zamanında yirmi rek’at teravih ve ayrıca vitir kılardık. Nevevi Hûlâsada bunun isnadı sahihtir. diyor. Muvattadaki onbir rek’at rivayeti başlangıca aitdi, sonradan yirmi üzerinde istikrar etmiştir, tevarûs eden de budur...(9)
Mezhep İmamlarının görüşüne gelince:
İmam Malik’den otuz altı rivayetine karşılık öteki üç mezhep imamı da teravih için yirmiden noksan bir sayıyı benimsememişlerdir. Bu hususta Tahavî Cessas’ın telhîs ettiği “İhtilâf’ü Ulema” isimli eserinde bu hususda sadece şu bilgiyi vermiştir.
Hanefiler ve İmam Şafiî vitirden başka yirmi kılınır. demişlerdir.
İmam Malik vitirle beraber otuz dokuz kılınır, otuz altısı teravih üçü vitirdir demiş. Ve insanların kadimden uygulayageldikleri budur. diye de ilave etmiştir.
Saib İbn-i Yezid Hz.Ömer zamanında biz ramazanda yirmi kılardık. Fakat yorulur değneklere dayanma ihtiyacı duyardık demiştir.
Hasan İbn-i Hayy, Amr İbn-i Kays’dan, o da Ebul Hasna’dan rivayet etmiştir ki: Hz.Ali (r.a.) bir kişiye ramazan da cemaata yirmi rek’at kıldırmasını emretmiştir.(10)
İbn-i Rüşd bu hususta şu bilgiyi veriyor: Ramazanda kılınan namazın rek’atları sayısında Alimler ihtilaf etmişlerdir. İmam-ı Malik iki görüşünün birinde, Ebu Hanife, İmam Şafii ve İmam Ahmed ve Davud bu namazın vitir namazından başka yirmi rek’at olduğunu söylemişlerdir. İmam Malik’den İbn-i Kasım’ın anlattığına göre İmam Malik, teravihin otuz altı, vitir namazının da üç olduğunu ve bunu güzel gördüğünü nakletmiştir.
Rek’atların adedindeki ihtilaf bu husustaki naklin ihtilafına bağlıdır. Şöyleki Malik, Yezid İbn-i Ruman’dan Hz.Ömer zamanında insanlarımız yirmi üç rek’at kılırlardı diyor.
İbn-i Ebi Şeybe Davud İbn-i kays’dan tahricine göre davud İbn-i kays demiştir ki insanlarımız Ömer İbn-i Abdülaziz ve Eban İbn-i Osman zamanında Ramazanda Medine’de üç rek’at vitir namazı olmak üzere otuz altı rek’at namaz kılarlardı.
İbn-ül Kasım’ın İmam Malik’den anlattığına göre ötedenberi uygulanagelen bu idi. Yani ramazan namazı otuzaltı rek’attı.(11)
İLK TERAVİH
Peygamberimizin ashabına kıldırdığı ilk teravih namazından bahseden muteber hadis kaynaklarının verdikleri hadislerde teravih namazının rek’atları ile ilgili bir sayı yoktur. Bu sayı, Hz.Aişe’den rivayet edilen, Peygamberimizin gece namazları hakkındaki varid olan soruya Hz.Aişe’nin verdiği cevapla tesbit edilmeye çalışılmıştır. Hz.Aişe’den Rasulüllah’ın ramazandaki gece namazından sorulduğunda Hz.Aişe “Rasulüllah (s.a.v.) ne ramazanda ne de ramazandan başka gecelerde onbir rek’at üzerine ziyade etmiş değildir.” (12) karşılığını vermiştir. Başka bir rivayette bu sayı onüç rek’at olarak hadiste yer almıştır. (13)
Ancak Hz.Aişe’nin Hz.Peygamberin gece namazları ile ilgili belirttiği bu sayının kesin olarak teravihle ilgili olduğu şüphelidir. Zira Hadisin Sûret-i Sevkinden de anlaşılıyor ki Rasulüllah’ın devamlı kıldığı bir gece namazı vardı. Acaba ramazan münasebetiyle her ibadetinde olduğu gibi Peygamberimizin bu namazında da bir değişme, bir artış olur muydu? şeklinde bir yaklaşımla sorulmuş olabileceği variddir. Hz.Aişe’nin, Rasulüllah’ın gece namazını övmesinden de anlaşılıyor ki soru sadece ramazandaki bu gece namazı hakkında idi. Hz.Aişe soranın bir şüphesi kalmasın diye Rasulüllah’ın hem ramazandaki hem de ramazandan başka gecelerdeki namazını kapsayacak şekilde cevap vermiştir.(14) Hz.Aişe’nin bu cevabî cümlelerinde teravih namazını veya kıyam-ı Ramazanı iş’ar eden bir tasrih ve tabir de yoktur. Ayrıca Hz.Aişe’ye bu soru ne zaman sorulmuştur? sorunun sorulduğu günlerde teravih namazı biliniyor muydu? Hz.Ebu Zerr-i ElGıfari diyor ki Rasulüllah’ın ilk olarak ashabıyla kıldığı teravih namazı o yılın ramazanının yirmiüçüncü, yirmidördüncü, yirmibeşinci, gecelerinde idi. Demek ki o güne kadar böyle bir namazı henüz kimse bilmiyordu. Rasulüllah’ın gece namazları hakkında sorulan bir soruya Hz.Aişe’nin cevabı ilk teravih namazından önce miydi, sonramıydı? Bu sorunun cevabını tam olarak verebilmemiz için, Buhari’nin bu hadisi teravih hakkında açtığı babda zikretmesinden başka elimizde natık bir delil yok gibidir.
Nasslardaki şumûllülük, konusunda kesin hüküm ifade edemiyeceğine bakılırsa sadr-ı İslâmda teravih namazı sekiz rek’attı. diye kesip atmanın isabetli olmayacağı anlaşılır.
Fakat şu bir gerçektir ki: Hz.Ömer döneminde başlayıp, Hz.Ali ve Hz.Osman dönemlerinden beri İslâm aleminde teravihin yüzyıllarca yirmi rek’at olarak kılanagelmesi onu, böylece bütün İslâm toplumunun üzerinde ittifak ettiği bir üne ve özelliğe kavuşturmuştur ki Rasulüllah, ümmetinin yanlış bir iş üzerinde toplanmıyacağını bildirmiştir.(15)
İmam Ebu Yusuf, üstadı Ebu Hanife’den, teravih namazının hükmünü ve Hz.Ömer tarafından ne gibi bir delile istinad edilerek bu namazın yirmi rek’at olmak ve cemaatle eda edilmek suretiyle ortaya konulduğu sormuştu. İmam A’zam, cevaben demişti ki: Teravih namazı hiç şüphesiz bir sünnet-i müekkededir. Hz.Ömer bu namazın cemaatla yirmi rek’at kılınması ne kendi ictihadıyle ne de sırf kendi düşüncesinden çıkartmıştır. O, Asr-ı Saadette carî olmayan bir din meselesini ihdas edip ortaya koyan bir bid’atçı değildir. Elbette Hz.Ömer bunu kendisine malum olan dinin bir asıl kaynağına ve Rasullüllah’ın bir tavsiyesine dayandırmıştır.(16)
Hakkı batıldan, sünneti bid’atdan ayırmak hususunda müstesna kudreti ve din hususunda üstün deredeki dikkati, isabetli görüş ve ictihadı, müsellem olan Hz.Ömeru’l-Faruk şer’i bir konuda kaynak olmaya değer bir kabiliyettir. Bu bakımdan gerek Hanefi fukahası, gerek Şafii fukahasının büyükbir kısmı teravih namazının yirmi rek’at olarak sünnet kılındığını söylemişlerdir.(17)
Görüldüğü üzere Hz.Ömer, Hz.Ali ve Hz.Osman dönemlerinden başlıyarak günümüze kadar uygulandığı biçimiyle teravih namazı yirmi rek’attır. Bütün fıkıh kaynaklarımızda da teravih yirmi rek’at olarak ele alınmış ve işlenmiştir. Şu anda başta ülkemiz olmak üzere bütün İslâm ülkelerinin camilerinde cemaatla teravih namazı yirmi rek’at olarak kılınmaktadır. Bu mübarek rahmet ayında büyük bir zevk ve iştiyakla, kadını-erkeği, genci-yaşlısı, hatta çoluk-çocuğu ile tam bir kaynaşma, sevgi, saygı, huzur ve sükun içerisinde dolup taşan mabetlerimizde eda edilen bir ibadetimizin rek’at sayısını tartışma konusu yaparak toplumumuzda dine karşı şüphe uyandırmak ve toplumumuzu sebepsiz yere bir fikir kargaşasına sürüklemek iyi niyetli hiç kimseye bir şey kazandırmaz. Aksine yokyere toplumumuzda tedirginlik, huzursuzluk ve sitresin artmasına sebep olur ki, bu ibadetlerin ruhuna da aykırıdır.
--------------------------------------------------------------------------------
(1) İmam-ı Muhammed’in Ziyâdâtı
(2) Muvatta C.1, Sh.113; Buhari, C.1, Sh.251; Müslim C.1 Sh.523
(3) Buhari, İman 25,27 C.1, Sh.14
(4) Buhari 2/252; müslim 1/524
( 5).El-Kitabu’l Musannef Li İbn-ı Ebi Şeybe 2/163-164
( 6).İbn-ü’l-Hümam Fethu’l-Kadir C.1 Sh.334
(7) Aynî C.5, Sh.357 Neylü’l-Evtar C.3, Sh.61
( 8) El-Kitab-ül Masannef 2/163-164
(9) Feth-ûl Kadir (İbn-i Hümam) 1/336
(10) İhtilafü’l-Ulema, C.1, Sh.312 Madde:271
(11) İbn-i Rüşd, Ö.595 H. Bidayetü’l Müctehid ve Nihayetü’l Muttasıd.Darûl Hılafeti’l-Aliyye 1333H.bkz.Neylü’l-Evtar metni münteka C.3, Sh.60, rakam.5
(12) Muvatta 1/120
(13) Muvatta, 1/121, Müslim, 1/508-510
(14)Bkz.Tecrid Tercemesi, C.4, S.119
(15) Tirmizi, 4/466 No:2167. Mekasıdü’l-Hasene rakam 1288, Pezdevî 3/439, Keşfü’l-Hafa: rakam 1179. İbn-i Hanbel 6/396
(16) Bahr-ı Raik, İhtiyar 1/68
(17) Bkz.Tecrid tercemesi, 4/85-86
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
6/9/2008 - Müslüman Çocuğa Dini Sualler
- Müslümanmısın?
- Elhamdülillah Müslümanım.
- Müslümanım demenin manası nedir?
- Allah'ı bir bilmek, Kur'an-ı Kerim'i ve Muhammed Aleyhisselam'ı tasdik etmektir.
- Din nedir?
- Akıl sahibi insanları kendi istek ve arzularıyla sırf hayır ve saadete ulaştıran, ilahi bir kanundur.
- İslam nedir?
- Peygamber Efendimizin tebliğ buyurduğu hükümleri kalb ile tasdik, dil ile ikrar edip, onları bütün hayatında yaşamaktır.
|
- İman Nedir? Veya İnanç Nedir?
- Hz.Peygamber’in, Allah’tan getirdiği kesin olarak bilinen hükümlerin doğruluğunu kabul ve tasdik etmektir.
- Ne zamandan beri Müslümansın?
- "Bela" dediğimiz zamandan beri Müslümanım
- "Bela" zamanı neye derler?
- Misak'a derler. Yani Cenab-ı Hakk ruhlarımızı yarattığı vakit bunlara hitaben:
- Elestü birabbiküm (Ben sizin rabbiniz değil miyim ?) diye sordu. Onlar da: - Bela (Evet Rabbimizsin) dediler. O zamandan beri Müslümanım demektir. -
- Rabbin kimdir?
- Allah
- Seni kim yarattı?
- Allah
- Sen kimin kulusun ?
- Allah'ın kuluyum.
- Allah kaçtır diyenlere ne dersin?
- Allah birdir derim.
- Allah'ın bir olduğuna delilin nedir?
- Sure-i İhlas'ın ilk ayeti kerimesidir.
- Bunun manası nedir?
- Sen söyleki ey Habibim Allah birdir.
- Allah'ın varlığına akli delilin nedir?
- Bu alemin varlığı ve alemdeki nizam ve intizamın devamıdır.
- Allah'ın zatı hakkında düşünce caiz midir?
- Caiz değildir. Allah'ın ancak sıfatı hakkında düşünülür
- Nereden geldin, nereye gideceksin?
- Allah'dan geldim, Allah'a gideceğim
- Niçin geldin?
- Allah'a kulluk için
- İman-ı yeis nedir?
- Firavun gibi ölürken iman etmektir.
- Bu iman muteber midir?
- Değildir.
- Tevbei yeis nedir?
- İmanı ve ameli olan kimsenin ölürken günahlarından tevbe etmesidir.
- Bu tevbe muteber midir?
- Muteberdir.
- Dinin hangi dindir?
- İslam dinidir.
- Kitabın hangi kitaptır?
- Kur'an'dır
- Kıblen neresidir?
- Kabe-i Muazzamadır.
- Kimin zürriyetindensin?
- Adem Aleyhisselam'ın zürriyetindenim.
- Kimin milletindensin?
- İbrahim Aleyhisselam'ın milletindenim.
- Kimin ümmetindensin?
- Muhammed Aleyhisselamın.
- Peygamberimiz nerede doğdu ve şimdi nerede bulunuyor?
- Mekke'de doğdu. Elli yaşından sonra Medine'ye hicret etti. Şimdi Medine'de "Ravza-i Mütaharra" sındadır.
- Peygamberimizin kaç adı vardır?
- Güzel isimleri çoktur. Fakat dördünü bilmek lazımdır. Bunlar: Muhammed, Mustafa, Ahmed, Mahmud.
- Peygamberimizin en çok kullanılan ismi nedir?
- Hazret-i Muhammed Mustafa sallallahü aleyhi ve sellem'dir.
- Peygamberimizin babasının adı nedir?
- Abdullah'tır.
- Annesinin adı nedir?
- Amine'dir.
- Süt annesinin adı nedir?
- Hz. Hâlime
- Dedesinin adı nedir?
- Abdülmüttaliptir.
- Peygamberimiz kaç yaşında iken Peygamber oldu?
- 40 yaşında.
- Fiilen kaç sene peygamberlik yaptı?
- 23 sene peygamberlik yaptı.
- Peygamberimiz nerede doğdu?
- Mekke-i Mükerreme'de.
- Hangi tarihte doğdu?
- 571 tarihinde
- Hangi tarihte nereye hicret etti?
- 622 tarihinde Medine'ye hicret etti.
- Fani hayatı hangi yılda kaç yaşında sona erdi?
- 632 yılında, 63 yaşında sona erdi.
- Peygamberimizin kaç kızı vardı?
- Dört . Zeynep,Rukiyye, Ümmü Gülsüm,Fatıma (r.a.)'dir.
- Peygamberimizin kaç oğlu doğdu?
- Üç. Kasım, Abdullah (Tayyip), İbrahim (r.a) hazretleridir.
- Peygamber Efendimizin kaç torunu vardır?
- İki. Hasan ve Hüseyin (radıyallahü anhuma) hazretleridir.
- Bunlar kimin çocuklarıdır?
- Hz. Ali ve Hz. Fatıma (r.a.)'nındır.
- Peygamberimizin mübarek hanımlarını sayarmısın?
- 1) Hazret-i Hadice 2)Hazret-i Sevde 3) Hazret-i Aişe 4) Hz. Hafsa 5) Hz. Zeynep b.Huzeyme 6) Hz. Ümmi Seleme 7) Hz. Zeynep binti Cahş 8) Hz. Cuveyriye 9) Hz. Ümmü Habibe 10) Hz. Safiyye 11) Hz. Meymune 12) Hazreti Mariye, (r.a)
- Peygamberimizin hanımları bizim neyimiz olur?
- Onlar bütün müminlerin annesidir.
- Peygamberimizin ilk hanımı kimdir?
- Hz.Hatice (r.a.) validemizdir. Efendimizden 15 yaş büyük olup 25 sene beraber hayat sürmüştür.
- Peygamberimizin son hanımı kimdir?
- Hz. Aişe (r.a.) validemizdir.
- Peygamberimizin 53 yaşından sonra evlenmesinin sebep ve hikmetlerinin bazılarını sayarımsınız?
- Peygamberimiz, kabilelerin İslamiyete bağlanmalarını temin, ayrıca kadınlara ait hükümleri kadınlar vasıtasıyla yaymak, bazılarını sefaletten kurtarmak, bazılarının ise iffet ve namuslarını korumak için onlarla evlenmiştir. Asıl hikmet ve gaye kadınlar vasıtasıyla İslam'ı yaymaktır.
- Peygamberimizin en son vefat eden eşi kimdir?
- Hz. Aişe (r.a)'dır.
- Gelmiş ve gelecek insanların en yücesi kimdir?
- Peygamberimiz Muhammed Mustafa Sallallahü aleyhi ve sellem'dir.
- Allah'ın emrettiği şeylerin en önemlisi nedir?
- Tevhid'dir.
- Tevhid nedir?
- Allah'ı bir bilmek, yalnız ona kulluk etmektir.
- Allah'ın yasakladığı en büyük günah nedir?
- Şirk'tir.
- Şirk nedir?
- Allah'a ortak koşmak, başka Tanrı olduğunu söylemek
- Peygamber kime denir?
- Ahkam-i ilahiyeyi insanlara tebliğ içinAllah'ın vazifelendirdiği zata denir.
- Allah, peygamberleri niçin gönderdi?
- Şirkten korumak, tevhide çağırmak için
- Allah tarafından mahlukata gönderilen peygamberlerin sayısı kaçtır?
- Peygamberimizden yapılan bir rivayete göre yüz yirmi dört bin, bir rivayete göre, iki yüz yirmi dört bin.
- En büyük peygamberler kaçtır?
- 5 dir. Hz.Muhammed (a.s.), Hz.Nuh (a.s.), Hz.İbrahim (a.s.), Hz.Musa (a.s.) ve Hz. İsa (a.s.) dır.
- Kur'an-ı Kerim'de ismi geçen peygamberlerin sayısı kaçtır?
- YirmiBeş (25)
- İsimlerini sayarmısınız?
- Adem, İdris, Nuh, Hud, Salih, İbrahim, Lut, İsmail, İshak, Yakup, Yusuf, Eyyup, Şuayp, Musa, Harun, Davud, Süleyman, Yunus, İlyas, Elyesa, Zülkifl, Zekerriyya, Yahya, İsa, Üzeyr, Lokman, Zülkarneyn ve Hazret-i Muhammed Mustafa Salavatullahi ala nebiyyina ve aleyhim ecmaiyn hazeratıdır. Üzeytr, Lokman ve Zülkarneyn (aleyhimüsselam) hazretlerine bazıları velidir, demişlerdir.
- Peygamberimiz bir millete mi yoksa bütün insanlığa mı gönderildi?
- Bütün insanlığa gönderildi.
- Resul nedir?
- Kendisine ALLAH c.c. tarafından kitap verilen peygamberlerdir.
- Nebi nedir?
- Kendisinden önce veeya zamanındaki resulun şeriatına tabi olan peygamberdir. Her resul aynı zamanda nebidir, fakat her nebi resul değildir. Her resul aynı zamanda nebidir. Fakat her nebi resul değildir. Her ikisine peygamber denir.
- İlk Nebi ve Resul kimdir?
- Âdem (a.s.) dır.
- İnsanlar öldükten sonra ne olacaklar?
- Dirilecekler
- Dirildikten sonra ne olacaklar?
- Dünyada yaptıklarının mükafatını veya cezasını görecekler.
- Öldükten sonra dirilmeyi yalanlayan kimse ne olur?
- Dinden çıkar, kâfir olur.
- Melek nedir?
- Allah'ın nurdan yarattığı ve istedikleri şekle girebilen, daima ibadet eden günahsız varlıklardır.
- Dört büyük melek hangileridir?
- Cebrail, Mikail, İsrafil ve Azrail (A.S.)
- Meleklerin görevleri nelerdir?
- Allah'a hamd etmek, O'nu tesbih etmek, O'nu zikr etmek. O, ne emrediyorsa onu yapmaktır. Bazı meleklerin özel görevleri vardır.
-
- Cebrail'in görevi nedir?
- Peygamberlere vahiy ve kitap getirir.
- Mikail'in görevi nedir?
- Tabiat olayları, rızık taksimatıyla görevlidir.
- İsrafil'in görevi nedir?
- Kıyamette Sur'a üflemek
- Azrail'in görevi nedir?
- Allah'ın emriyle can almak
- Dört büyük kitap hangileridir ve hangi peygamberlere inmiştir?
- Tevrat Musa (A.S.), Zebur Davud (A.S.), İncil İsa (A.S.), Kur'an-Kerim Peygamberimiz Muhammed Mustafa Sallallahü aleyhi ve sellem Efendimiz Hazretlerine inmiştir.
- Suhuf ne demektir, kaç tanedir ve kimlere verilmiştir?
- Cenab-ı Hakk'ın, dört kitaptan başka Cebrail (A.S.) vasıtasıyla bazı peygamberlere gönderdiği sahifelere suhuf denir. Adem (A.S.) 10, Şit (A.S.) 50, İdris (A.S.) 30, İbrahim (A.S.) ise 10 suhuf verilmiştir.
- Ashâb Ne Demektir?
- Hz.Peygamber’i gören ve onunla sohbet eden müslümanlardır.
- Mezhep kaçtır?
- İkidir.
- Nelerdir?
- İtikatta mezhep, amelde mezhep.
- Itikattaki mezhep imamları kaçtır ve kimlerdir?
- İkidir. İmam Ebu Mansur Muhammed Matüridi ve İmam Ebü'l Hasani'l Eşari Hazretleridir.
- Amelde mezhep kaçtır ve nelerdir?
- Dörttür. Hanefi, Şafii, Maliki, Hanbeli mezhepleridir.
- İtikatta mezhebin nedir?
- Ehl-i sünnet ve cemaat mezhebidir.
- Itikad nedir?
- İnanma, gönülden tasdîk etme demektir. İtikadî konular denilince, iman esasları akla gelir.
- Amelde mezhebin nedir?
- Hanefi mezhebidir.
- Bizi itikattaki mezhebimizin imamı kimdir?
- Ebu Mansur Muhammed Matüridi Hazretleridir.
- Şafii, Maliki ve Hanbeli mezhebine mensup olanların itikatta imamları kimdir?
- Ebü'l Hasani'l Eşari Hazretleridir.
- Kaç tane kandil vardır, nelerdir?
- Beş tane kandil vardır.
Mevlid Kandili : Peygamberimizin dünyaya geldiği gecedir. Regaib Kandili : Hz. Amine'nin Peygamberimize hamile olduğunu anladığı gecedir. Mirac Kandili : Peygamberimizin, ilahi saltanatı seyretmek üzere Allah'ın daveti ve gücü ile bir mucize olarak göklere ve daha nice alemlere seyahat ettiği gecedir. Berat Kandili : Kur'an-ı Kerim'in levh-i mahfuzdan sema-i dünyaya indirildiği, insanların bir senelik hayat ve rızıklarının gözden geçirildiği, müslümanların af ve lütuflara nail olduğu gecedir. Kadir Gecesi : Kur'an-ı Kerim'in dünya semasından Peygamberimize indirilmeye başladığı gecedir. - Kabir suali kime sorulmaz?
- Peygamberlere, çocuklara ve delilere
- Abdest Nedir?
- Dirsekler ile beraber ellerin, yüzün, topuklarıyla beraber ayakların temiz su ile yıkanması ve başın meshedilmesidir.
- Namazın kazaya kalmasının meşru sebepleri kaçtır, sayarmısınız?
- Üçtür. A) Uyku B) Muharebe esnasında düşmandan hiç fırsat bulamamak C) Unutmak.
- Sehiv (Yanılma) Secdesi Ne Demektir?
- Yanılma, unutma veya dalgınlık gibi haller nedeniyle namazın farzlarından birinin ertelenmesi, vaciplerinden birinin terk
edilmesi veya ertelenmesi durumunda namazın sonunda yapılan secdedir. - Rekat Nedir?
- Namazın kıyam, rükû ve secdelerinden oluşan her bir bölümüdür.
- Secde Nedir?
- Namaz kılanın, ayak parmaklarını, dizlerini, ellerini, alnını ve burnunu yere koyması ile oluşan durumdur.
- Rükû Nedir?
- Namazda eller dizlere erecek ve sırt ile baş, düz bir satıh oluşturacak biçimde öne doğru eğilmektir.
- Tahiyyata oturmak Ne Demektir?
- Namazların ikinci ve son rekatından sonra tahiyyât duasını okuyacak kadar bir süre oturmaktır
- Terâvih Namazı Nedir?
- Ramazan ayında , yatsı namazından sonra kılınan sünnet bir namazdır.
- İmsak Nedir?
- Oruç niyetiyle yeme, içme ve cinsel ilişki gibi orucu bozan şeylerden uzak durmaktır.
- İftar Nedir?
- Oruç açmaktır.
- Ramazan-şerif iniz mübarek olsun.Allah(c.c.)hepinize sabır versin arkadaşlar...
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
3/7/2008 - REGAİP KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN !!!!
ARKADAŞLAR REGAİP KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN ... Bu mübarek günde sizlerle bir çalışma yapmak istiyorum...Sadece bu çalışmaya katılmak için bir yorum yazmanız yeterli olacaktır.Çalışmamızı sizlere söyliyim ne kadar çok kişi olursa o kadar iyi.Yorum yazan arkadaşlarımızla yarışma yapacağız.Sorularıma cvp vereceksiniz yanlız yorumlarınızın yanına e-mailinizi de yazın merak etmeyin yorumlar benim iznim olmadan yayımlanmayacaktır.Bu yüzden ben yorumları okuduktan sonra ben yorumları düzenleyerek e-maillerinizi silip yorumları yayınlayacağım.Ama bugün msn lerinizi ne zaman açacağınızı da bildirmelisiniz.İyi eğlenceler.Bu arada kazanan 3 yarışmacımıza ödüllerimiz olucak
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
Arkadaşlar bu sitede islam ve güzel dinimiz ile ilgili herşey bulunmaktadır.Hayırlı gezmeler...
Kategoriler
Arkadaşlarım
• aysegulmerve • haydiyazalim • esenadankodlar
|